EN SON YAYINLAR

Lawrence M. Krauss - Hiç Yoktan Bir Evren


Lawrence M. Krauss - Hiç Yoktan Bir Evren

Darwin'den bugüne yazılmış en önemli bilimsel kitap. Türlerin Kökeni'nin doğaüstücülüğe indirdiği ölümcül darbeyi, Hiç Yoktan Bir Evren kozmoloji alanında yapıyor. 

-Richard Dawkins-

Fizik sevip de anlamayanlara fiziğin geldiği son noktayı anlatan nefis bir kitap. 

-Ayça Şen-

Son yıllarda bir dizi parlak kavrayış ve hayret verici keşif evreni sarstı, Lawrence Krauss da bütün bu gelişmelerin göbeğindeydi. Krauss her zamanki canlılığıyla, bu dikkat çekici hikayeyi dikkat çekici derecede anlaşılır kılmış. Zirveye tırmandığınız noktada varoluşun büyük sorusuna, "Neden hiçbir şey olmayacağına bir şey var?" sorusuna verilmiş cesur bir bilimsel cevapla karşılaşacaksınız. 

-Frank Wilczek-

Fizikte gelinen son noktaya dair mükemmel bir kılavuz. Ayrıntılı ama açık bir dille kaleme alınmış, titiz ama sıkıcı değil. Krauss'un gayet güzel açıkladığı üzere uzay ve zaman gerçekten de hiçbir şeyden, hiçlikten doğmuş olabilir. Muhteşem bir kitap. 

-New Scientist-

NOT; epubdan pdfye çevrilmiştir, daha iyisini bulana kadar, şimdilik bu.

Marcel Proust - Kayıp Zamanın İzinde


Marcel Proust - Kayıp Zamanın İzinde

Kayıp Zamanın İzinde, Marcel Proust'un hayatının son 17 yılında yazdığı yaklaşık Bir milyon iki yüz elli bin sözcükten oluşan 3000 sayfalık dev romandır. 20. yüzyıl edebiyatının en büyük eserlerinden biri sayılır.

Proust bu romanı annesinin 1905'deki ölümünden sonra yazmaya başladı. Kitabın ilk cildi 1913'te yayımlandı. Roman, tamamlandığında yedi kitaplık Kayıp Zamanın İzinde ortaya çıkacaktı. Proust bu romanın son düzeltmelerini yaparken 1922'de öldü.

Kayıp zamanın izinde şu yedi ciltten oluşur:

1 - Swann'ların Tarafı
2 - Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
3 - Guermantes Tarafı
4 - Sodom ve Gomorra
5 - Mahpus
6 - Albertine Kayıp
7 - Yakalanan Zaman

Marcel Proust - Kayıp Zamanın İzinde Külliyatı ( 7 Cilt )

















Reay Tannahill - Tarihte Cinsellik


Reay Tannahill - Tarihte Cinsellik

Tarihte Cinsellik insanoğlunun atalarından modern çağa kısa, basit ve amaçlı olan cinsel davranışlarından, çok çeşitli modern törelere kadar, bedenin zevklerini ve maruz kaldığı tehlikeleri kronolojik bir sunumla anlatır. Geyşalardan, haremağalarından, dildolardan, Taocu seks kılavuzlarından AIDS'e kadar uzanan bütünlüklü ve aydınlatıcı bir cinsellik tarihi.

Rayna R. Reiter - Kadın Antropolojisi


Rayna R. Reiter - Kadın Antropolojisi

Rayna R. Reiter’ın derlediği bu çalışma köklerini kadın hareketinden almakta ve cinsiyetler arasındaki eşitlik ve eşitsizliği tanımlamak ve açıklamak için antropolojinin imkânlarına başvurmaktadır.

Daha çok “modern” toplumlara odaklanan pek çok disiplinin ilgi duymadığı/görmezden geldiği “öteki” kültürlere ve kültürlerarası farklılık ve benzerliklere odaklanan antropoloji, aile sistemlerinin köken ve işlevleri, cinsiyet rolleri ve toplumsal cinsiyetin nasıl şekillendiği konusunda bize ufuk açıcı bilgiler sunar. Ancak antropolojik araştırmaların temelinde bulunan (kadınların konumu hakkındaki) bazı varsayımlar disiplinle ilgili soru işaretlerinin doğmasına yol açmaktadır. Kültürü doğrudan biyoloji üstünden okumayı tercih eden antropologlarla birlikte, işbölümünün ilk sorumlusunun kadının üremedeki rolü olduğunu ve erkek egemenliğinin bu bölünmeden ortaya çıktığını iddia eden antropologlar da olmuştur. Ancak feministler bunun neden kaynakladığını bilmek istemişlerdir. Ana akım klasik antropoloji ise, feminist öğrencilerin sordukları asıl sorulara ya kapalı kalmış ya da bunları önemsizleştirme eğiliminde olmuştur.

Bu derlemede okuyucuya, yukarıdaki soru ve sorunlar bağlamında “cinsiyet farklılıklarının gelişimi”, “antropolojide erkek önyargısı”, “ailenin kökeni”, “anaerki”, “cinsiyetin ekonomi politiği” ile ilgili tartışmaların yanı sıra, Papua Yeni Gine’den Dominik Cumhuriyeti’ne, İspanyol köylerinden Kolombiya kırsalına, Nijerya’dan kırsal Çin’e farklı kültürlerden verilen örneklerle cinsiyet eşitliği ve eşitsizliğinin konumlanışı hakkında kapsamlı alan araştırmalarından süzülmüş bilgiler sunulmaktadır. Ayrıca, kendi alanlarında öncü rolleri kabul edilmiş Morgan, Engels, Freud, Levi-Staruss gibi düşünürlerin konu ile ilgili çalışmaları yeniden ele alınıp feminist bakış açısından ciddi eleştirilere tabi tutulmuş, yeni yapılacak çalışmalar için araştırmacılara metodolojik ipuçları da verilmiştir.



















Karin Karakaşlı - Can Kırıkları


Karin Karakaşlı - Can Kırıkları

Masaldaki Uyuyan Güzel misali zamansız suskunluklarından uyandılar. Seslerini işitmeye, öykülerini dinlemeye hazır yüreklere gözlerin, ellerin, ezgilerin diliyle konuştular. Anlattıkları yalnızca kendi yaşamlarının değil, insanlığın ortak söylencelerinin parçalarıydı. Can kırıklarıydı. Dinleyenlerin de tenine battıkça ufuk aydınlandı. Oysa daha güneş bile doğmamıştı.















Humberto R. Maturana & Francisco G.Varela - Bilgi Ağacı


Humberto R. Maturana & Francisco G.Varela - Bilgi Ağacı

Şilili iki bilimadamı, Maturana ve Varela'nın 1984 yılında yazdığı Bilgi Ağacı, insanın bilişsel yetileri hakkındaki çığır açıcı kitaplardan biri oldu. Günümüzde sinirbilim, evrimci psikoloji, karmaşıklık ve bilinç alanındaki bilimsel gelişmelerin çoğu bu kitapta anlatılan "bilişsel inşacılık" kuramı tarafından öngörülmüş, dile getirilmişti. Geçen yıllar içinde Amerika'da üniversite, Şili'de lise seviyesinde ders programlarına dahil edilen Bilgi Ağacı'nın temel tezi şu: "Yapmak bilmektir, bilmek yapmaktır."

Yüzyıllardır filozofları, dış dünyanın zihinde temsil edilmesine dayanan bir ikiciliğin ya da tekbenciliğin kafesine girmeye mecbur bırakmış olan bilme problemidir bu. Maturana ile Varela, insan zihnini ve bilme fenomenini esasen bir doğa olayı olarak anlamlandırabileceğimizi savunuyorlar. Geliştirdikleri etkileşime dayalı "kendi kendini var etme" (autopoiesis) kavramıyla, bilmenin "dışarıdaki" dünyanın temsili değil, bizzat yaşama süreci içerisinde bir dünya ortaya koymak demek olduğunu gösteriyorlar. Büyük Patlama'dan tekhücreli canlıların oluşumuna, oradan da dil ve dolayısıyla bilinç sahibi varlıklar olarak insana kadar uzanan ufuk açıcı bir yolculuğa çıkarıyorlar bizi.

Bu yeni bilgi anlayışının bireysel, toplumsal ve ahlaki içerimlerine de değinen yazarlar, yolculuğun sonunda şöyle diyor: "Yaptığımız her şey ortak yaşam koreografisi içinde yapısal bir danstır. İşte bu yüzden bu kitapta anlattıklarımız sadece bilimsel araştırma kaynağı değil, aynı zamanda insanlığımızı anlamak için bir kaynaktır."














Jeanette Winterson - Tutku


Jeanette Winterson - Tutku

Jeanette Winterson deniz kıyılarından kanal kentlerine, karla kaplı dağlardan sıcak meydanlara uzanan bir masal anlatıyor: Sadakatin, aidiyetin, arayışın ve bulamayışın zorlu yollarından geçerek tutkuya dönüşen bir masal. Tutkunun yalnızca aşkta, aşkın ise yalnızca karşı cinste arandığı bir hikâyeyi reddederek çıplak gerçeği hayallerin büyülü dünyası üzerine kuruyor.

Savaşın yıkıcılığı, düş kırıklığının sarsıcılığı, kavuşamamanın burukluğu farklı coğrafyalardan gelerek yolları kesişen ve hangi yöne giderse gitsinler daima kendilerine çıkanların keskin anlatısında hayat buluyor.

Hayata karşı oynanan kumarda aldığımız riskleri incelikle süzüyor Winterson. Sonuçta "Neyi tehlikeye attığın neye değer verdiğini gösterir."














Herta Müller - Yürekteki Hayvan


Herta Müller - Yürekteki Hayvan

Edebiyat bugüne kadar, bir diktatörlüğün ne olduğunu hiç böyle anlatmadı. "Yürekteki Hayvan", sürekli korku ve baskı altında yaşama deneyiminin bir öyküsü değil, bir provası. Tehlikeli günlerde arkadaşlıklar hayatın - ya da yoklaşan hayatın - gerçek anlamı durumuna gelir. Arkadaşlar birbirlerine bel bağlar, birbirlerini korur, birbirleri tarafından korunurlar. Bu karşılıklı güven, hayata düşman olan dış dünyadan kurtulmuşluk duygusu yaratır. Ama arkadaşlıklar, insanları hem rahatlatan, hem öfkelerini boşaltma olanağı sağlayan sohbetler ile etkisiz kalan eylemler arasında, kopma noktasına gelir. Aşk filizlenir ve solar. Ot gibi biçilir, yine aynı sürgün verir. Bir arkadaş kendini astıktan ya da pencereden attıktan sonra, artık intihar ile sahneye konmuş cinayet arasında fark yoktur. "İp" ve "pencere" sözcükleri öylesine dev sözcüklere dönüşür ki, bunlar ne tartışılabilir ne de suskunluğa gömülebilir. İkisinin ortası diye bir yer yoktur, ama gene de, yaşayanlar, o olmayan yerde yer almak zorundadır. "Yürekteki hayvan", diktatörlüğün yıkıma uğrattığı arkadaşların öyküsü: Yozlaşma ve sindirmenin, norma karşı çıkma, direnme davranışlarının, yaşamı becerememenin, insanları nasıl kendilerine karşı bir yanlışlığa dönüştürdüğünün öyküsü. İşte size 21. yüzyılın en büyük romancılarından biri: Herta Müller. Bütün dünyanın ilgisini çeken, yayın hakları bir anda 10'dan fazla ülkeye satılan ilginç bir roman: "Yürekteki Hayvan".














Ian McEwan - Çocuk Yasası


Ian McEwan - Çocuk Yasası

Londra'da yaşayan, Yüksek Divan Aile Hukuku Dairesi'nin en başarılı ve ünlü hakimlerinden Fiona Maye, özel hayatındaki kriz karşısında çaresizdir: Kocası Jack onu genç bir kadın için terk etmektedir. Fiona tam bu sırada kendini Adam Henry davasının hakimi olarak bulur. On yedi yaşında bir lösemi hastası olan Adam, tedavisi için elzem olan kan naklini günah olduğu gerekçesiyle reddetmektedir. Onun kişisel haklarına saygı göstermekle bu hakları çiğneyerek hayatını kurtarmak arasında kalan Fiona, bir sonuca varabilmek için Adam'la görüşmeye karar verir. Bu görüşme ikisinin de hayatını değiştirecektir.

"Çocuk Yasası", inançlarla kanunların kırılganlığına ve insanlar arasındaki mesafelere dair, içe işleyen, unutulmayacak bir roman.

Akilah Azra Kohen - Fi Çi Pi


Akilah Azra Kohen - Fi Çi Pi

Adlarını Fi ve Çi koydum. Can Manay'ın Duru'ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola, Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Deniz'le anlatmaya çalıştım sana… Beni takip etmen için yolumuzu onların hikâyeleriyle süsledim. Anlamları da hemen hemen her satıra gizledim. Çünkü Pi'deydi asıl anlatmak istediklerim.

Akilah Azra Kohen - Fi Çi Pi Üçlemesi















Richard Dawkins - Ataların Hikayesi


Richard Dawkins - Ataların Hikayesi

Yaşamın Köklerine Yolculuk

Milyar Yılda Devr-i Hayat!

Gen Bencildir, Kör Saatçi ve Tanrı Yanılgısı'nın yazarından, evrim hakkında bugüne dek yayımlanmış en anlaşılır, en sürükleyici kitap...

Yazmaktaki yeteneği, İngiliz kültürünün zamanımızdaki en büyük ustalarına verilen Shakepeare Ödülü'yle taçlandırılan, çağımızın dünyada ve Türkiye'de en çok okunan biliminsanı Richard Dawkins, Ataların Hikayesi'nde yaşamın dört milyar yıla yayılan evrimini anlatıyor. Hayatın büyük hikayesi, günümüz insanından ve türlerin zamanımızdaki muazzam çeşitliliğinden başlayıp geriye doğru ilerleyen, her birini ayrı bir türün dillendirdiği elliden fazla ara hikayeyle yeryüzünün ilk canlısına uzanıyor.

'Günümüzde, konusunu, uzmanlık alanının dışında kalan okura bu derece berrak ve ışıltılı biçimde açıklayan başka biliminsanı yok.'

John Corwell - Sunday Times

'Ataların Hikayesi, okuyanda dünyayı taptaze, coşkulu bir gözle gördüğü duygusunu uyandırıyor.'

Robert Hanks - Daily Telegraph

'Darwin'in yapamadığını, Bay Dawkins yapıyor... Muhteşem bir hikaye anlatıcısı! '

New York Times

'Dawkins eşsiz. Kimse bilimi böyle heyecan verici, böyle ilginç, böyle anlaşılır kılamaz. Daha önce böylesinin yapılabildiğini sanmıyorum. Keşke Stephen Hawking, onun anlaşırlığının onda birine sahip olsaydı.'

Jonathan Gathorne - Hardy, Spectator

'Dawkins'in yazdıkları, tam bilimin dramasını yakalayan türden. Metaforlar, tutkulu tartışmalar, iğneleyici bir mizah, renkli örnekler ve kurduğu beklenmedik bağlantılarla, yazım tarzı büyüleyici olabiliyor.'

John Cleese - San Fransisco Cronicle

'Daha önce okuduğum hiçbir kitap, evrimin sonsuzca uzun çağları boyunca meydana gelen değişimler hakkında, bende böyle başdöndürücü, dolaysız bir enginlik ve yabancılık duygusu uyandırmamış ya da yaşamın bütün öğelerinin birbirleriyle bu kadar derinden bağlı olduğunu bana hissettirmemişti.'

Robert Hanks - Daily Telegraph

'Dünyayı keşfetmeye yeni başlayan tüm genç insanlara verilmesi gereken bir kitap. Onlarda merak ve hayranlık uyandıracak ve onlara tüm büyüsü içinde dünyanın tükenmez olduğunu gösterecektir.'












William Blake - Corpus


William Blake - Corpus

William Blake Külliyatı

Türkçedeki en hacimli ve tuhaf Blake seçkisi

Corpus, William Blake'in bütün kitaplarının yanı sıra, çeşitli dönemlerine ait şiir, fragman ve mektuplarından nitelikli bir seçkiyi itinalı bir çeviri ile toparlıyor. Bataille, Yazın ile Kötülük adlı yapıtında şöyle diyor: "Blake Kötülüğü olumlayıp kesinleyerek özgürlüğü kesinlemekteydi, gelgelelim Kötülük özgürlüğü özgürlüğün değillenmesi anlamına da gelmekteydi.

Bu çelişkiyi şimdi bile çözmeye girişemediğimize göre, Blake bu işe nasıl girişecekti?" Blake asla girişmedi bu işe: Ortada çelişki falan yoktu ki! Sözde çelişkin ulamlarla kuşatılmış bir dünyada Ozansı Ökenin "bir olan varlığı" yol göstermekteydi kavrayışına: Karşıtlığın büyüsünü anmazlık etmedi, gelgelelim bir özgürlük yandaşının konumunu biçmişti kendine, başka bir varlık alanında, kendince tanımlayıp kıvandığı Bengiliğin yamacında! Bataille'ın yanıtı da bundan uzağa düşüyor sayılmaz. "Çünkü," der Blake, "Yaşayan Her şey Kutsal." Hiçbir şey yeğlemedi, hiçbir şey eylemedi.










 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 E KİTAP