EN SON YAYINLAR

Ahmet Şık - Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda


Ahmet Şık - Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda

AKP ve Gülen Cemaati, yakın zamana kadar Türkiye'yi siyasal ve toplumsal olarak birlikte dönüştüren iki iktidar ortağıydı. Devleti soyma amaçlı bir talan zincirini yalanlarla ve hukuku ayaklar altına alarak örtbas etmeye girişen hırsızlar çetesiyle, bunun üzerinden hukuki değil siyasi operasyonlara kalkışanlar geçmişin yol arkadaşlarıydı. Tuzaklar, hileler, sahteliklerle örülü soruşturma ve davalar zincirine imza atan bu iki kirli suç ortağı şimdi, "Yeni Türkiye"nin savaşan güçleri olarak sahnedeler. Tarafların yaptığı savunmalara kimse aldanmasın.

Bu savaş ne demokrasi ve temiz toplum ne de birilerinin iddia ettiği gibi barış ya da sivilleşme için yaşanıyor. Sadece devletin sahibi kim olacak diye savaşılıyor. Her savaş gibi bu da kirli. Bu yüzden ortalığı kaplayan pislik görünen o ki bir süre daha pis kokular yaymaya devam edecek. Kötü olmadı.

Zira bu iktidar paylaşım savaşı patlamasaydı kimsenin kuşkusu olmadığı yolsuzluk, rüşvet, hırsızlıkla örülü AKP iktidarının talan çarkı ortaya çıkmayacaktı. Gülen Cemaati'nin, Türkiye'nin yeni derin devleti olmaya çalıştığı bu kadar açık anlatılamayacaktı. Uzun sözün kısası, AKP suçladığı Cemaat kadar çete, Cemaat suçladığı AKP kadar hırsızdır.

Ahmet Şık - İmam'ın Ordusu


Ahmet Şık - İmam'ın Ordusu

İmamın Ordusu, sembolleşmiş bir kitaptır. Türkiye’de “kitapların bombalardan daha tehlikeli” bulunduğu bir dönemde, yasaklara, baskılara karşı gerçeği savunmanın sembolüdür...

Ahmet Şık’ın, gerçekler karanlıkta kalmasın diye ödediği bedelin sembolüdür. İfade özgürlüğüne sahip çıkmanın ve dayanışmanın sembolüdür. İktidarın, Cemaat’in istediği her şeyi verdiği, Cemaat’e dokunanın “yandığı” günlerde Ahmet Şık, bu kitabı nedeniyle hapse atıldı. İmamın Ordusu, yayımlanmadan yasaklandı; 2011’de internetten “000Kitap” adıyla okurlara ulaştı.

O gün FETÖ komplosunun mağduru olan Şık, bugün FETÖ’yle ilişkisi olduğu iddiasıyla bir kez daha Silivri’de. Bir yanda Pensilvanya’daki İmam, iktidardaki suç ortakları ve 15 Temmuz’da halkın üzerine yağan bombalar var, diğer yanda da her baskı döneminde cezaevine giren bir gazeteci. Gazetecilik onurunun ve aydın namusunun kanıtı İmamın Ordusu, yeniden okurlarla buluşuyor. Ahmet Şık, “dokunmaya” devam ediyor...

Pembe Hayat - Ne Kadar Da Trans Bir Erkek


Pembe Hayat - Ne Kadar Da Trans Bir Erkek

Pembe Hayat Derneği kurulduğundan bugüne kadar hem transların, hem de transların sorunlarının görünürlüğü için mücadele etti. Dernek kurmak için bir araya geldiklerin­de bir elin parmaklarını geçmiyorken bile “trans örgütlenmesinin” sadece trans kadınlar üzerinden değil trans erkekleri de, kendini iki cinsiyet rejimi içinde tanımlamayan bütün transları da kapsaması gerektiğinin tartışmalarını yürüttüler. Trans erkekleri nasıl bir araya getirebilecekleri ve Pembe Hayat’ta örgütlen­meleri için nasıl yer açabilecekleri, sorularının hem kendi iç örgütlenmelerinde hem de LGBTİ+ hareketinin içerisinde gündemleşmesi için çaba sarf ettiler.

Trans Erkeklerin hayatlarından yaşanmış gerçek kesitler…

Kolektif - Sıcak Yuva Masalı


Kolektif - Sıcak Yuva Masalı

Aile İçi Şiddet ve Cinsel Taciz

"Onlar ermiş muradına" deyince bitmiyor masalımız; tanıklıklara, araştırmalara ve istatistiklere göre tehdit, şiddet ve cinsel tacizle sürüyor aile içinde...

"Önce arada sırada dövüyordu, pek önemsemiyordum. Aslında önemliymiş. O zamanlar önemseseydim bu hale gelemezdi belki. Ama yapabileceğim bir şey yoktu, içinde yaşadığım topluma göre normaldi bunlar, ben de öyle zannediyordum."

Kadını aileyle özdeşleştiren, ailenin korunmasını öne çıkartırken aile içi şiddet ve baskıyı görmezden gelen geleneksel ve kurumsal yaklaşımlar, kadınları ve çocukları dayanaksız, korunmasız bırakıyor.

"Devletin karakolunda hiçbir destek görmedim, hatta orda horlandık, bize kızdılar. 'Bir baba böyle bir şey yapar mı?' gibi sözlerle beni caydırmaya çalıştılar. Benim zorumla aileme haber verildi, ailem geldi, tabii onlar da ilk başta inanmadılar."

Sıcak Yuva Masalı, aile içinde korunmasız olan kadın ve çocukları ele alıyor. Şiddet ve tacize maruz kalanların sözlerini aktarıyor, bu konuda yapılmış araştırmalara yer veriyor, gerek kişisel gerekse kurumsal çözümler öneriyor. Kitap, ayrıca aile içi yaşama ilişkin hukuk maddelerini belirten bir ekle, aile içi şiddetle karşılaşan kadınların başvurabileceği adresleri de içeriyor.

Kolektif - Şeytan Ayetleri Tartışması


Kolektif - Şeytan Ayetleri Tartışması

Dünyada büyük yankılar uyandıran Rüşdü'nün kitabı hakkında bilgi sahibi olmak herkesin hakkıdır. Yasaklar ve ölüm fetvaları düşünce ortamımızı kısırlaştırıyor, milyonların bilgisizliğin karanlığında tutulmasına hizmet ediyor. İnsanlar bilgi sahibi olmadıkları konularda tavır geliştiremezler. Yayınevimiz, inançların ve dünya görüşlerinin şiddetle bastırılmasına karşıdır. Onların saygısız ve incitici tavırlarla aşağılanmasını da onaylamaz. Materyalizmle dinsel inanç sistemleri arasındaki tartışmaları ideolojik düzlemde çözülmesi gereken sorunlar görüyoruz. Türkiye halkı, binlerce yıllık kökeni olan dinlerin ortaya çıkışını, toplumsal rollerini bilmek zorundadır. Aydınlanma ihtiyacı olan herkesin bu konuda ortaya atılan tezleri öğrenme hakkı vardır. Özgürlüğün içeriğini yobaz terörcüler değil, Türkiye halkının ihtiyaçları belirleyecektir.

Kudret Emiroğlu - Gündelik Hayatımızın Tarihi


Kudret Emiroğlu - Gündelik Hayatımızın Tarihi

Bu kitabı elinize aldığınız tam şu anda durun ve düşünün. Onu var eden kâğıdın, mürekkebin, yapıştırıcının nereden geldiğini ve hatta hayatlarımıza nasıl girdiğini hatırlamaya çalışın. Bildiğimiz veya bildiğimizi zannettiğimiz ya da kesinlikle bilmediğimiz tarihleriyle sayısız eşya, gelenek ve âdetle doludur yaşamlarımız. Çoğu zaman üstüne düşünmediğimiz, bazılarını işlevsel gördüğümüz, bazılarını toplumsal zorunluluk kabul ederek uymaya çalıştığımız, bazıları çocukluğumuzun geri gelmeyecek günlerinden anılar olarak kalan, bazılarına alışmaya çalıştığımız ve bazılarına da tepki duyduğumuz eski yeni eşya, âdet ve ifadeler, kişiliğimizi belirleyen, kişisel veya grup olarak kimliğimizi ifade etmemizde birincil derecede rol oynayan, kültür ve uygarlık ürünleridir. Gündelik Hayatımızın Tarihi tüm bu kültür ve uygarlık ürünlerinin tarih, coğrafya, kültür, medeniyetler ve zaman içinde yaptığı yolculuklara karşılaştırmalı etimolojileriyle birlikte ışık tutmayı hedefliyor.

Konfüçyüs - Konuşmalar


Konfüçyüs - Konuşmalar

Konfüçyüs, toplumun büyük değişimler geçirdiği Çin’in çalkantılı bir döneminde yaşadı. Köleci toplum çökerken yavaş yavaş da feodal toplum düzenine geçiliyordu ve Konfüçyüs, bu değişimin işaretlerini görmüştü. Doğal olarak bu değişim ve dönüşüm döneminde birçok farklı fikirler ortaya çıktı. İşte tam bu dönemde Konfüçyüs de bir tür kurtarıcı olarak kendi fikirlerini yayıyordu. Düşüncelerini ve konuşmalarını derleyen bu ince kitap, kutsal kitap olarak kabul gördü.

E. A. Rauter - Düzene Uygun Kafalar Nasıl Oluşturulur


E. A. Rauter - Düzene Uygun Kafalar Nasıl Oluşturulur

"Bir zenginin aptal çocuğunun profesör (pekala yapılabilir) ve bir işçinin akıllı çocuğunun bant kölesi (olağan durum) "yapılabildiği" ne kadar gerçekse, yıllar boyu belirli makinelerde aptalca hareketler yapmaktan başka işe yaramayan bir insan ordusunun yapılabileceği de o kadar gerçektir."

E. A. Rauter'in 70'li yıllarda yazdığı kitap, burjuva eğitim sistemine getirdiği eleştirilerle her zaman güncelliğini koruyor. "Okulda insanlar imal edilir. Bu insan yapma sürecine eğitim denir." cümleleriyle başlayan kitap; reklamlar, televizyon programları, okullarda derslerin işleniş biçimlerinden örnekler vererek sistemin nasıl devamlılığını sağlamayı hedeflediğini anlatıyor. Gerçeklerin çarpıcılığını son derece açık ve yalın biçimde anlatan çalışmanın okurun ufkunu açacağını düşünüyoruz.

"... Üstelik neden her zaman aynı kişiler ayak işlerini yapsınlar ki? Hareketsizlikten dolayı nasıl olsa daha erken öleceklerse neden profesörler çöp bidonlarını boşaltmasınlar ki?"














Walter Sinnott Armstrong - Tanrısız Ahlak


Walter Sinnott Armstrong - Tanrısız Ahlak

İlk sözcüğün üstü niye çizili? Çünkü bu kitabın amacı, Tanrısız ahlak konusunda bir sorun olmadığını göstermektir. Felsefe profesörü Walter Sinnott-Armstrong, dini ele alırken esasen ahlakın neden hiçbir anlam taşımadığını göstermek amacıyla bu kitabı yazdığını belirtir. Dostoyevski'nin roman kahramanı İvan Karamazov, "Tanrı öldüyse, her şey mubahtır" der. Bu dogmayı kabul eden ateistler, ahlakın sübjektif olduğuna hükmederler. Bu dogmayı kabul eden teistlerse, ateistlerin tehlikeli olduklarına inanır. Bu çekişmede her iki tarafın da hatalı olduğunu ve gaflarının, "Tanrı öldüyse, her şey mubahtır" biçiminde müştereken yaptıkları yanlış varsayımlarından kaynaklandığını göstermek isteyen bu kitap, Karamazov'un bu popüler ifadesine yönelik uzunca bir tekziptir. "Tanrı öldüyse, her şey mubahtır" varsayımı konusunda insanların sadece iki seçeneği var: Ya (a) Tanrı'ya inanmak ve bir dine mensup olmak ya da (b) kendilerinin ve dostlarının ahlaken iyi olmadıklarını ve kendilerine zarar verenlerin ahlaken kötü olduklarını; çünkü hiçbir şeyin gerçekten ahlaken iyi veya kötü, doğru veya yanlış olmadığını kabul etmek zorundalar. Çoğu kimse bir üçüncü seçeneği arzulamaktadır; bunun nedenini anlamak kolay. Tanrı'ya inansalar bile, herhangi bir Tanrı'ya ya da kendi inandıkları Tanrı'ya inanmayan arkadaşlarıyla paylaşabilecekleri bir ahlak istiyorlar hâlâ. Bu kitapta yazar, Tanrı'nın varlığı aleyhine üç argüman sunuyor. Buna göre: Birincisi, mutlak güce sahip ve toptan iyi bir Tanrı, dünyamızdaki kötülük miktarı ve türleriyle bağdaşmamakta. İkincisi, ebedi ve değişmez bir Tanrı'nın zaman içindeki olaylarda hiçbir etkisi olamaz, dolayısıyla dünyayı yaratamaz veya dualara cevap veremez. Üçüncüsü, eğer Tanrı olsaydı, O'nun varlığı açısından bizim bulabileceğimizden çok daha iyi kanıtlarımız olurdu. Dini inançlara saygı duymak ve nezaket, ateistlerin sessiz kalması demek değildir. Dini inançlara yöneltilecek eleştiriler nedense kabalık ya da anayasaya aykırılık olarak görülüyor; ancak hiç de öyle değildir. Bu konuları düşünüp merak edenler için zevkle okunacak bir kitap Tanrısız Ahlak?

Michael Shermer - Evrim ve Yaratılışçılık



Michael Shermer - Evrim ve Yaratılışçılık
Yaratılışçıların sosyal sorunlar listesi - önüne gelenle yatmak, pornografi, çocuk düşürme, yeni doğan çocuğu öldürme, ırkçılık vb - açıkça Darwin ve evrim teorisinden çok uzun süre önce vardı. Darwin'in ortaya çıkışından önce, birkaç bin yıldır, Yahudilik, Hıristiyanlık ve diğer örgütlü dinler, bu sosyal sorunları çözmede başarısızdır. Evrim biliminin düşüş göstermesinin, toplumsal kötülükleri azalttığı ya da yok ettiği konusunda hiçbir kanıt yoktur. Kendi toplumsal ve ahlaki sorunlarımız için Darwin'i, evrim teorisini ve bilimi suçlamak, bu karmaşık sosyal konuları, daha derin şekilde analiz etme ve daha iyi anlama konusunda bizi engeller.

Evrim teorisi, inanç ve dinin yerini alamaz ve bilimin, bunu yapabiliyormuş gibi görünmekte hiçbir çıkarı yoktur. Evrim teorisi, bilimsel bir teoridir, dini bir doktrin değildir. Sadece kanıtla ayakta durur ya da çöker. Dini inanç, tanım gereği, kanıt yokken ya da önemsizken inanca dayanır. Onlar, insan ruhunda farklı yerleri doldururlar.

Evrim teorisinden korkmak, insanın dini inancının haklı çıkması için bilimsel kanıt araması gibi, bir insanın inancındaki yetersizliğinin göstergesidir. Eğer yaratılışçıların kendi dinlerine gerçek bir inancı varsa, bilim adamlarının ne düşündüğü ya da dediği önemli olmamalıdır. Ve tanrının bilimsel kanıtı ya da İncilsel öykülerle ilgilenilmemelidir.

Bir teorinin kullanımı ya da yanlış kullanımı, teorinin kendisinin geçerliliğini yadsımaz. Mark, bir keresinde, kendisinin Marksist olmadığı iddia etmişti. Eğer Darwin, yirminci yüzyılın, teorisini nasıl Marksizmden kapitalizme ve faşizme kadar her tür ideolojiyi haklı çıkarmak için kullandığını bilseydi, kuşkusuz mezarında dönerdi. Hitler'in insan ırkını iyileştirme programı uygulamış olması gerçeği, genetik teorisini yadsımaz. Benzer şekilde inancın kaybı ve evrimle inanç arasındaki herhangi bir bağlantı evrim teorisine dokunamaz. Bilimsel teoriler tarafsızdır; teorilerin kullanımı öyle değildir. Onlar, iki farklı şeydir.

PDF İNDİR















Michel Onfray - Ateist Manifesto


Michel Onfray - Ateist Manifesto

Tanrı Önünde Özgür ve
Bir Süre Sonra da
Onun Varlığını İnkâr Etmek İçin
Bağımsız Olan İnsandır Ateist...

TANRI öldü mü?.. Bakıp görmek lazım... Her zaman boşu boşuna beklediğimiz ve kanıtı olmayan bu haber, aslında güneşsel etkiler yaratmış olmalıydı. Oysa Tanrı'nın ölümünün ortaya çıkması için işaretler, kanıtlar gerekiyordu. Ama tüm bunlar eksikti.

Cesedi kim gördü? Nietzche'den başkası görmedi ve onun görmesi de yetersizdi...

Baal ve Yahve, Zeus, Tanrı ve Allah, Ra ve Wotan, aynı zamanda Manitu, isimlerini coğrafyaya veya tarihe borçludur. Halbuki hiçbiri diğerinden daha gerçek değildir; hepsi Odysseus'un ve Zerdüşt'ün, Diyonisos ve Don Kişot'un içinde evrimleşmiştir...















Kolektif - Emek, Din ve İnsan


Kolektif - Emek, Din ve İnsan

Ateistin El Kitabı

Günümüzde sınıfsal çelişkilerin üstü inanç örtüsüyle örtülerek emekçi kitleler arasındaki din ve mezhep ayrımları kullanılarak, sömürü çarkının aksamadan işlemesi sağlanmaktadır.

Bu kitapta, hiç kimsenin dini duyguları incitilmeden, inançlara hakaret edilmeden din ve dinler hakkında hem genel bilgiler, hem de eleştirel değerlendirmeler yer almaktadır... Kitap Türkçe'de yayımlanan bu nitelikte ve kapsamda ilk yapıt özelliğini taşımaktadır.

Bu yapıt, S. D. Skazkin' in genel redaktörlüğü altında 27 kişilik bir yazar kadrosu tarafından yazılmıştır.

















 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 E KİTAP